Erasmus Öğrenci Değişim Programı’nın ‘engelli öğrenciler’e sundukları..

Bugün, pek çok kişiye faydası olacağını umduğum ve dilediğim bir konu hakkında yazıyorum: Erasmus Öğrenci Değişim Programı ve engelli öğrenciler. Sanırım duymayan kalmamıştır Erasmus'un ne demek olduğunu. Ancak yok eğer kaldıysa iki üç cümleyle şöyle geçebilirim; üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri için geçerli olan (diğer eğitim sevilerine dair programlar da var, isimleri farklı... Okumaya Devam et →

Reklamlar
Öne Çıkarılmış Yazı

Zimna Wojna [/ Cold War]..

O kadar estetik, o kadar film gibi film kareleri olan bir yapım ki, hani böyle (zaten Polonyaca dili) kapatın sesini (bi de bir buçuk saatten bile az bir süresi var), açın görüntüleri izleyin, o estetik harikası siyah-beyaz kareler aksın önünüzde. (Hadi bak en güzellerinden birkaçını buraya da serpiyorum. Kıymetimi bilin 😉 ) Adam zaten yakışıklı,... Okumaya Devam et →

Nam-ı Diğer Grace / Margaret Atwood..

Adını ve namını, Damızlık Kızın Öyküsü aşkımın başladığı dönemde duymuş ve hemen listeme almıştım. Doğan Kitap, Damızlık ile birlikte imzalı versiyonunu satışa sununca hemen de almıştım. Ancak okumak daha yeni kısmet oldu. Başlangıcında çok kasvetli geldiğini hemen itiraf etmeliyim. Zindanlar, suçlu olup olmadığı bilinmeyen mahkumiyetler görünce, ‘Allah nasıl bitecek bu kitap, zaten darlanığım, içim daha... Okumaya Devam et →

Hereditary..

Tabii ki adını festival dönemi filmleri arasında duyunca listeme aldım. Ve hemen söylemem gerektiğini hissettim ki; evet eğer korkunç-gerilim filmlerinden hoşlanmıyorsanız izlemek için bi düşünün! Çünkü korkutucu sahneleri gerçekten insanı geriyo ve en siniri de rahatsız ediyor. Evet film korku filmi veya gerilim filminden ziyade rahatsız edici bir film. Huzursuz ediyor insanı. Ki ben gerilim... Okumaya Devam et →

BiKutuMutluluk Fotoğraf kutusu..

Geç kalmış kontenjanından bir BKM kutusu yazımla karşınızdayım 🙂 Bu ayki ‘fotoğraf’ kutusu öncelikle, çok orijinal şeffaf çerçeveleri ile karşıladı beni. Acayip tatlı, 4 mevsim konseptli polaroid karelere bayıldım. Instagram’da da hemen kullandım, görmüşsünüzdür 😉 Onu bez çanta manyakları olarak yepyeni çanta karşıladı ve kullanıma dahil oldu bile. Scrapbook sever-yapar biri iseniz siz de Anılar... Okumaya Devam et →

Uçan Tabut / Pınar Eğilmez..

İlk çıktığından, hele ki Ayşe Arman yazdığından beri benim de duyduğum ve tabii ki bayağı bir merak ettiğim bir kitaptı. Kısmet şimdiyeymiş. Ee nasıl buldun dersen, şahsen bu kadar ince bir kitap için gayet orijinal ve dolu buldum. Hatta o bayağı bağlantılı yapısı, kitap az daha uzun olsaydı da daha bir bağlantılı olsaydı dedim. Zira... Okumaya Devam et →

Türk Kızının 50 Tonu / Pink Freud..

Tabii ki bir PinkFreud sever olarak, hele ki Mualla’ya Sor’da deli keyifli vakit geçirince bunu okumamam düşünülemezdi 🙂 Yine çok mu çok eğlendim. Tabii bu sefer bir tane öykü var. Onun macerasını okuyoruz. Okurken de sadece öküz çarpanın kendimiz olmadığını görüp sevindirik oluyoruz 🙂 Öküzlüğün zaman, mekân, şehir, yaş, statü, yaklaşım ve bilimum fark gözetmediğini,... Okumaya Devam et →

Yol / Metin Hara..

Bilenlerin bildiği ve paso tekrarladığım üzere, ‘bir kitap çok popüler olursa çıkar çıkmaz, ya o popülerlik bende ters teper ve hiç okumam  (bunda olduğu gibi); ya da kıtlık varmış gibi hemen gider alırım, eksik kalmayayım ben de okumuş olayım psikolojisine giriveririm. Öyle ki ilk çıktığı dönemde hatırlayanların hatırladığı gibi çok mu çok gündem olmuş, herkeslerlerler... Okumaya Devam et →

Ah-In Yoo in.. [Burning..]

Filmekim’inin çokça konuşulan filmi olunca ve TheOscarBoy sitesi için de yılın filmi sıfatını alınca benim için bir ‘must’ oluvermişti. Görür görmez de izledim. Bir de hemen belirtmem gerekiyor ki hiç Haruki Murakami okumadım. Öyle ki bu film, onun bir kısa öyküsünden uyarlamaymış ve denilene göre yazılı hâlinden de iyi bir filmmiş ortaya konan. Peki benim... Okumaya Devam et →

The Art of Love: The Story of Michalina Wislocka.. [Sztuka Kochania: Historia Michaliny Wislockiej..]  

Yine şöyle 60’larda geçen romantik bir aşk filmi izlerim diye oturdum ki, Masters of Sex dizisini biliyorsanız oradaki Masters amcanın aynı yıllardaki Polonyalı kadın versiyonunun öyküsüyle karşılaştım! Neyse ki o dizinin de hayranı biri olarak bunu da sevdim. Kadın da iyiydi, kurgu da çok keyifliydi. Erasmus’ta yan o oda komşum Polonyalı kızı ana ana izledim.... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑